Battlestar Galactica

 Bilimkurgu dizileri adı altında ilk yazım BSG hakkında olacak. Dizi hakkında bir miktar spoiler vereceğim. Eğer hoşlanmıyorsanız okumayı burada kesin.

İlk çekimi 78-79'da yapılmış ve 1980'lerde yayınlanmıştı TRT'de. Yayınlandığı dönemde televizyonlarda olaydı. Oynadığı akşamlar Starbuck'ın, Apollon'un maceralarını izlemek için TV'nin başına üşüşürdük. Son yaptığım araştırmalara göre, o zaman en yüksek bütçeli diziymiş. Bölüm başı yaklaşık 1m dolar gibi rakamlar okudum. Saylonlar 12 kolonideki insanlara saldırırlar ve onları yok ederler. Battlestar Galaktica ve kumandanı Adama kurtulmayı başarırlar. Etraflarında pek çok sivil gemi de toplanır ve kendilerini korumak için Saylonlardan kaçarlar. Esasen tek sezon süren dizi, gerek maliyet yüksekliği ve gerekse de George Lucas'ın dava açması (davayı kazanamamış) nedeniyle sona gelmeden bitirilmiş. Tabii şöyle bir handikapı da var, Star Wars'la aynı yıl çekilmiş. Buna rağmen yüksek TV reytingleri elde etmiş.
İkinci defa 2000'li yılların başında tekrar çekim yapılan dizi, bu defa 4 sezon sürdü. Pek çok ayrıntı, son derece detaylı olarak ele alınan dizi, başlar başlamaz tam bir kovalamacaya dönüşür. Çünkü insanların arasında pek çok Saylon casus bulunmaktadır ve Saylonlar Galactica'yı izleyebilmektedirler. Üstelik Galactica müze yapılmak üzere Adama gibi emekliye ayrılmıştır ve son tören yapılmaktadır saldırı olduğunda. Bu Galactica'nın şanssızlığıdır, çünkü bir Battlestar'ın ihtiyaç duyacağı pek çok malzemeden yoksundur. Silahları vardır ama mühimmatı yoktur. Yiyecek, yakıt (Thylium), su vb stokları yoktur. Tüm donanımları eski teknolojidir. Ama öte yandan bunlar onun şansıdır da, çünkü düşman tarafından çökertilen merkezi savunma sistemine bağlı değildir (bu da ilk bölümde ortaya çıkan bir ayrıntı). Uzayda kaçarken pek çok sivil uzay gemilerine de rastlarlar ve bunların sıçrama motoru olanlarını da yedeklerine alırlar ve kaçarlar, kaçarlar. Kısa sürede koskoca bir filo haline gelirler ve yönetmek te çok zor olmaya başlar. Bu esnada son hükümet bakanlar kurulunda görevli bakan olan Laura Roslin'in gemisine rastlarlar ve o da onlara katılır. Bu sayede, bu orta yaş üzeri ve çok çekici, müthiş bir havası olan bir kadını da bize tanıtmış olur. Roslin kendisini, bu işi yapacak daha üst biri olmadığı için, başkan olarak ilan eder. Adama önce itiraz etse de bu kadar insanla başetmenin zorluğunu ona bırakır, ve kabul eder. 
Saylon'lar, o ilk dizideki tek estetikleri iki göz arasında gidip gelen kırmızı nokta olan "şeyler" (tost makinaları!) değildir artık. Kendilerini geliştirmiş ve insana son derece benzeyen biyolojik varlıklara dönüşmüştür. Ancak bu noktada dahi bazı şeyler karanlıktadır, örneğin insansı Saylonların yemek yeme zorunda olup olmadığı belli değildir. Ben varlıklarını sürdürmek için yemek zorunda olduklarını düşünüyorum, çünkü vücutları insan vücudundan ayırt edilemeyecek kadar insanlara benzemektedirler. Yani tıbbi görüntüleme sistemleri onların insan olmadığını anlamaktan acizdir. Sadece ilerleyen zamanlarda Dr. Baltar'ın geliştirdiği bir sistemle teşhis edilebilmiştir Saylonlar. İnsansı Saylonlar sadece maddi olarak değil manevi dünyada da insanlara çok benzemektedirler. Onlar gibi düşünüp, aşık olabilmekteler, çeşitli fikirler üretebilmektedirler. Ancak bir konuda çok önemli bir sorunları vardır. Sadece 7 modelden ibarettirler. İnsansı Saylonların hepsi sadece bu 7 modelden birisine sahiptir. Bir modelden olanların tümü tıpatıp birbirinin aynısıdır. Ve isimleri de 1 numara, 2 numara gibi geçmektedir. Bu numaralar aynı zamanda aralarındaki rütbe olarak da kendini belli etmektedir.
Saylon askerler, yani robot görünümlü askerlerse, yine mantığa sahiptirler, ancak kendi istediklerini yapmaları beyinlerindeki bir komut setiyle engellenmektedir. Yani onlar emirlere uyan yapay zekalar gibidirler.















Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yıldızlara Doğru (Orijinal adı : Ad Astra)

Bilimkurgu Dizileri